
İnternet’in yurdum insanın hayatına girmeye başladığı doksanlı yıllardan bu yana gerek ülkemizdeki kullanıcı sayısının artışı ve niteliği gerekse de İnternet’in kendi içersindeki gelişimi o yıllarda hayal dahi edemeyeceğimiz boyutlarda olmuştur.
Basit bir istatistiği paylaşmak gerekirse, İnternet’i 1995’ten bu yana tarayan Netcraft şirketinin ilk aylık araştırmasını yaptığı Ağustos 1995’te İnternet’te sadece 18.957 site bulunurken, bu sayı 1 Kasım 2005 itibariyle 101 milyon 435 bin 253’e yükseldi. Buna 2006 yılında eklenen 27.4 milyon yeni İnternet sitesini de eklendiğimizde sadece site sayısındaki büyümenin ne boyutlarda olduğunu açıkça görebilmekteyiz.
İlk İnternet bağlantısını 12 Nisan 1993'de 64 Kbps kapasiteli kiralık hat ile, ODTÜ Bilgi İşlem Daire Başkanlığı sistem salonundaki yönlendiriciler kullanılarak, ABD'de NSFNet (National Science Foundation Network)'e TCP/IP protokolü üzerinden yapan Türkiye’de ise şuan ki kullanıcı sayısının 15 milyon civarında olduğu tahmin edilmektedir.
Tüm bunların ışığında varabileceğimiz ilk sonuç gelişen teknolojiyle eş zamanlı olarak site sayısındaki artışın, kullanıcı sayısıyla paralel olarak devam etmekte olduğu gerçeği. Tabi bütün bu gelişmelerin ve değişimlerin akıllarda bıraktığı soru işaretleri madalyonun diğer yüzünü oluşturmakta. Çünkü sayısal verilerden çok insanları ilgilendiren konu İnternetin’in nereye gittiği. Yani milyonların bir tıkla erişebileceği materyalin güvenilirliği, kalitesi ve içeriği.
Gerçektende artık ufku görülemeyen bu dünyayı irdelediğimizde bilgi denen kavramın hakkını verebilecek çalışmalarları, aksi anlamda değerlendirebileceğimiz yayınlarla bir arada görmek mümkün. Tarayıcının adres satırına yazılabilecek birkaç karakterin bu kadar farklı işlevlere sahip olması, bu denli farklı sonuçlar doğurması bu uçsuz bucaksız sanal alemin bir cilvesi olsa gerek.
ARGE Akademi’de işte tam bu hengamenin ortasında bir yer bulmak üzere çıktı yola. Hızla gelişen ve değişen bu sanal dünyada bilginin hakkını verme sevdasıyla, bu deryada bir katre olma edasıyla. Walt Disney’in “Hayal kurabilirsiniz, onu gerçekleştirebilirsiniz. Her şeyin bir fareyle başladığını asla unutmayın.“ sözü bu açıdan oldukça manidardır. Bizim elimizde bir fareden daha fazlası var. Öyleyse neden hayallerimize pranga vuralım?